Posted 10 months ago

”Çoğumuz, özgür olmak için evleniyoruz. Kız-erkek arkadaşlığının bile yasak sayıldığı bir toplumda, sevgilini koluna takıp baba evine gitmekten daha büyük bir özgürlük olur mu? Yaşınız kaç olursa olsun, sevişemiyorsunuz, sokaklarda özgürce el ele, sarmaş dolaş yürüyemiyorsunuz, akşam geç saatlerde eve gelemiyorsunuz, sevgilinizle yolculuğa çıkamıyor, tatile gidemiyorsunuz… Yapamayacağınız öyle çok şey var ki, işte bütün bu şeyleri yapmak özgürlük oluyor, evleniyorsunuz.

Neyi yasaklarsanız, onu elde etmek özgürlük sanılır. Bir kız için gençlik yıllarında en önemli görünen özgürlük, bir erkekle rahatça gezmek ve sevişebilmektir. Bunu da ancak imza atarak yapabilirsiniz.

Oysa imzayı attınız mı artık siz “evli bir kadın“‘sınızdır. Evli bir kadının yapacakları ve yapamayacakları, hem yasalarla hem yazısız toplum kurallarıyla sınırlandırılmıştır. Çalışan, özgür bir kadın bile artık bir iş arkadaşıyla bir iş yemeğine çıkarken huzursuz olur… O artık “evli bir kadın” dır.

Evet, bir iş yemeği çok doğal bir durum ama görenler ne der? Ya kocasının arkadaşlarından bir gören olursa, ya kocasını aldattığını zannederlerse?

Eşit koşullar ve kurallarla, eşit değer yargılarıyla bir evlilik… Neden olmasın? Olursa da hoş olur herhalde. Bir süre sonra yine özgürlük çanları çalar. Eve kapatılmışsınızdır, kocanız dışarıda özgürce gezerken, siz dört duvar arasında sıkıntıdan patlarsınız. Maça gider, akşamlan barlara uğrar, iş yolculuklarına çıkar, arada çapkınlıklarını yapar, parasını istediği gibi savurur, harcar… Size sevgi, şefkat göstermez olur… Siz de en doğal durumları yaşamak istersiniz, özgür olmanız gerekir… Boşanırsınız.

Artık özgürsünüzdür. Bir iş bulur, minik bir ev tutarsınız. Ya da baba evine dönersiniz. Para sıkıntınız vardır, ama önemli değildir. Dilediğiniz gibi yaşayacaksınızdır… Üç beş gün sonra anneniz şöyle der: “Kızım sen spiral taktırmamış mıydın, artık gerek yok nasıl olsa, doktora gidelim de çıkart onu.

Anneniz size çaktırmadan, şöyle demektedir, “Evli olmadığına göre, bir sevgilin de olmayacak ve elbette evlenene dek kimseyle sevişmeyeceksin.”

Duygu ASENA
Posted 12 months ago
Herhalde Sokrates geldi. Seni hayal aleminden çekip çıkarmak istiyor.
Sofies verden
Posted 1 year ago
Posted 1 year ago

That Kid Who Says “We Had Homework”.

(Source: appropriatelyxoffensive)

Posted 1 year ago

Doris Day - “Whatever Will Be, Will Be (Que Sera Sera)” (by VinylNostalgia)

Posted 1 year ago

heavenly creatures.

Posted 1 year ago

pek az zamanı kaldı bu zora koşulmuş bedenimin,
olduğum gibi ölmeliyim, olduğum gibi…
tüy, kan ve hiçbir salgıyı düşünmeden,
kesmeliyim soluğunu doğmuş olmanın!

nasıl da biçilmiş kaftan ölüm
bu solgun yürek için.
sevinçlerle sevinçleri bağlamayan zaman bir.,
bir boz köprü ve onun dayanılmaz gölgesi.

yitiyor işte gözardı edilen bedenim,
olduğum gibi ölmeliyim, olduğum gibi…
dost, ana baba ve hiçbir umudu düşünmeden
doğramalıyım bu tiksinç vücudu beynimle!

bilirmiydim yaklaşan karanlığı daha önceleri,
son verilebilir yaşamın benimki olduğunu?
şendim, şendim ben,
kahkaham insanları ürkütürdü!

zamanı azaldı artık, zorlanmış bedenimin,
olduğum gibi ölmeliyim, olduğum gibi…
aşk, bağ ve hiçbir utkuyu düşünmeden,
kalıvermeliyim öylece kaskatı!

Nilgün Marmara
Posted 1 year ago

suicideblonde:

Marlon Brando and Marilyn Monroe

Posted 1 year ago

KUYRUK

En uzun kuyrukların en sonunda bendim
Sokakların ayazı sırtımda hurra
Bana gelmeden sıra bitti kıştı
Bir cıva baktım otuz sekiz beşti
Sonra yataklarda
Acaba.

Bu bir yerden ötekine yetişmeler koşmalar
Bu taşıtlar bu ekmek bu et kömür yağ
Sizin böyle âdi konularla işiniz yok
Böyle küçük geçici
Ah siz ne cici
Süzülmek bulutlarda
Acaba.

Bu kuyruklar yüzünden benim bunca kaybım
Meselâ
Hem bazı kayıplar bir bakıma kazançtır
Nitekim kuyruklarda ben hava aldım
Ya başka alanlarda
Acaba.

Behçet Necatigil
Posted 1 year ago